Hz Muhammed neden “Tüm Zamanların En Etkili İnsanı”
Newton'ı "Tüm Zamanların En Etkili İnsanı" sıralamasında 2. sıraya alıp Hz. Muhammed'iﷺ s1. Sıraya alan sebepleri anlayabilmek için, Hz. Muhammed'iﷺ daha yakından tanıyacağımız 11 madde zikredelim. "Bana Hz. Muhammed'in peygamber oluşunu kanıtla!" diyenler için eşsiz maddelerdir. Her madde, o asırda o şartlar altındaymış gibi dikkatlice anlaşılırsa ve 11 maddede resme bütüncül bakılırsa, Hz. Muhammed'in ﷺ peygamber olduğunun delili daha netleşir. Bu konu benim imanımı arttıran bir konudur. Hatta diğer kanıtları görmeden bile bu 11 maddeyi anlayarak Müslüman olan batılılar olduğu gibi, bu 11 madde ile Hz. Muhammed'e ﷺhayranlığını ifade edenler de vardır.
Fransız yazar Alphonse de Lamartin'in şu sözüyle başlayalım:
"Eğer amacın muhteşemliği, eldeki araçların kıtlığı, ulaşılan sonucun muazzamlığı bir kişinin dehasının ölçüleriyse, tarihteki hangi insan Muhammed'e bu hususta kafa tutabilir?"
Kaynak; (Alphonse de Lamartine, Histoire de la Turquie, c. 1, Chez Wolfgang Gerhard, Paris, s. 111.)
Peygamberimizinﷺ analizi:
🔴 Siyasi gücü sıfırdan başladı: Hz. Muhammed dünya ölçeğinde değil önemli, önemsiz bile sayılmayacak kadar hükümsüz bir kabilenin siyasi lideri bile değildi. Bırakın siyasi lideri, lider bile değildi. Nitekim Hz. Muhammed'in düşmanları, onun peygamberlik iddiasını duyduklarında "Bu Kuran, iki şehrin ileri gelenlerinden birine indirilseydi ya!" (Zuhruf Suresi/31) demişlerdi.
🔴 İlmi açıdan sıfırdan başladı: Mekke; Sümerler gibi evreni inceleyeceğiniz gözlemevlerine; Aristo'nun, Platon'un sahip olduğu gibi felsefe okullarına sahip olmayan bir coğrafyadaydı. Arabistan'ın çoğunluğu okuma yazma bilmiyordu. Yetiştiği bölge, ticaretin olduğu ama önemli ticaret yollarından, ilim ve sanat beldelerinden çok uzaktaydı. Hz. Muhammed de okuma yazma bilmezdi.
🔴Askeri gücü sıfırdan başladı: İnançlarını reddederek karşısına aldığı ve başkaldırdığı kesimler şunlar: Roma İmparatorluğu, Pers İmparatorluğu, Habeşistan krallığı, hazır ordu ve savaşçıları olan Arabistan'daki pek çok kavim, Hristiyanlık, Yahudilik, Mecusilik gibi dünyaya yayılmış dinler ve bunların savaşçıları. Bu inanç ve devletlerin hepsinin hassas damarlarına yani inançlarına dokunacak bir tebliğ ile karşılarına çıkıyordu.
🔴 İnsan kaynağı sıfırdan başladı ve kavmi umut vaat etmiyordu: Hiçbir hazır dinî, milli topluluğa, gruba konmadı. O'na ilk inanan eşi ve çocukları oldu. Her şey kendi ailesiyle başladı. Destekçi aradığı kavim, kız çocuklarını kanlı canlı toprak altında boğabilen, eşini çocuğunu başkalarına satabilen fena ve ahlâksız bir toplumdu.
🔴Ekonomik gücü sıfırdan başladı: Fakirdi. Sadece eşi Hz. Hatice(ra.) zengindi ama bu zenginlik ordu kurabilecek, insanları kendi tarafına mal teklifi ile çekebilecek bir güç değildi. Zaten boykot uygulanınca o mallar da yok hükmüne geldi.
🔴Vakit, hedeflediği başarı için çok kısaydı: Tebliğ için kullandığı rahat zaman sadece 10 yıldı. (12 yıl Mekke'de ambargo altında geçti. Asıl yayılma Medine döneminde oldu.) Tüm başarılar bu 10 yıla sığdı.
🔴Pes etmek ya da uzlaşmak için var olan sebepler son derece ikna ediciydi: Karşısına aldığı bu denli büyük güce ve kendi güçsüzlüğüne rağmen ilk etapta izleyeceği politika uzlaşı olmalıydı. Günümüzde güçlü ve büyük devletler bile onca gücüyle yine kendi denklerine karşı çekinir, geri adım atıp uzlaşı arar ve taviz verir. Ama Hz. Muhammed dini tebliğ ederken hiçbir kabileyle, devletle; Roma'nın, Perslerin sultanlarıyla uzlaşmayı kabul etmedi; sayısal azlığına rağmen dini emir ve yasaklardan bir kere bile taviz vermedi. "Bu dini ben uydurmadım, Allah'ın vahyidir." diye geri adım atmadı. Bu dik ve tavizsiz duruş psikolojik tahlil yapanlar için O'nun Peygamber oluşuna önemli bir alamettir.
🔴 VII. yüzyılın ayetleri asırlara meydan okudu: Tüm bu büyük mücadele ve kargaşa altında ayetler iniyordu ve Kur'ân'ın içinde sosyoloji, felsefe, astronomi gibi pozitif bilim dalları tarafından incelendiğinde hurafeye rastlanmıyor. Halbuki o dönemde bilimsel bilgide gelişmiş seviyede olan Sümer yazıtlarında bile doğa hakkında pozitif bilimlerce yanlışlanmış hurafe inançlar mevcuttu. Yine Kur'ân'ın benzerinin getirilemeyeceği ayeti kıyamete kadar geçerlidir ve hâlâ getirilmiş değildir. Bu; büyük, kendinden emin ve ciddi bir düello davetidir ve muhatap okuma-yazma bilmeyen bir Zattır! Sizce bu daveti O yapmaya cesaret edebilir mi?!
🔴Değişim için tesir gücü tarihte eşsizdi: Kavminin bozuk ahlâkını okyanusların dibinden dağların zirvesine çıkardı. Öğretilerine tabi olununca insan yaşamına ve varoluşsal sorunlara anlam, aile ve toplum yaşamına kardeşlik ve huzur geliyordu. Devlet, medeniyet ve bilimsellik gelişiyordu. Hakikaten Kur'ân'a tabi olmuş Selçuklu, Osmanlı, Abbasi gibi devletlerin dine en çok sarıldığı dönemleri bilimsel seviyede, siyasette ve toplumsal ahlakta en parlak dönemleri hâline gelmişken; dinden uzaklaştığı dönemler çöküşe geçtikleri, hurafelere dalındığı ve ahlaki olarak yozlaştığı dönemler olmuştur.
🔴 Tutunma metodu savaş değildi: Kılıç ve savaşı sadece engelleri aşmada ve zarurî durumda kullandı ve sıfır noktasından tebliğini tüm coğrafyalara yayabildi. Asırlarca her kıtada her millet, zeka ve bilgi seviyesinden insana hitap etti ve onları etkiledi, değiştirdi. Zorla değil ikna, akıl ve gönülleri feth ile tutunuyor ve İslâm yayılıyordu. Zaten kılıçla muzaffer olmak, Cengiz Han gibi bir dönem tutunmana sonra yok olmana sebep olur. Dünyaca ünlü tarihçi Prof. Walker Arnold, "İslâm'ın Tebliğ Tarihi" isimli eserinde İslâm'ın kılıçla değil fikrî alt yapısı ile tutunduğunu ve varlığını devam ettirdiğini izah eder.
Gandhi de "İslâm'ın süratli yayılması kılıç sebebiyledeğil kalplere bıraktığı etki sebebiyledir." der.
(Collected Works, c.25, s.127)
🔴En son ve en güçlü hali, ilk hâli gibiydi: Hz. Muhammed bu başarılara imza attıktan ve devleti ve kendisi artık zenginleştikten sonra hiçbir şekilde ilk hâlinden taviz vermemiş; dünyaya mala mülke meyletmemiş, kendisine saraylar yaptırmamış, sade ve mütevazi hayatına devam etmiş;başarılarının kendine ait olduğunu söyleyerek kibirlenmemiş, vefat ettiğinde yırtık ve yamalanmış bir cübbe ile vefat etmiştir. Hindistanlı psikolog ve filozof Prof. Dr. Koneru Rao, şöyle der: "Şartlar değişti ama Allah'ın elçisi Muhammed değişmedi. Zaferde ve yenilgide, güçlü zamanda ve sıkıntılı zamanda, zenginlikte ve yoksullukta, aynı kişiydi, aynı karakteri sergiledi. Allah'ın bütün adetleri ve yasaları gibi Allah'ın peygamberleri değişmezdir."
Kaynak; (Koneru Ramakrishna Rao, Muhammad the Prophet of Islam, World Assembly of Muslim Youth, Riyad, 1989, s. 24.)
Bu analizler Hz. Muhammed'in tarihte benzeri görülmemiş bir şahsiyet olduğunu kabul ettirmiştir. Bu evreni yaratan tarafından dinin ve vahyin gönderilmesi aklen zorunludur. (Bunun sebeplerini konuşmuştuk.)
Hz. Muhammed'in de Peygamber olduğunu ve Allah'ın kendisine bariz şekilde yardım ettiğini bu analizler gösterir. Çünkü bu Zat hiçbir açıdan bunları başarabilecek bir imkânda değildir. Hz. Muhammed de bu engelleri sebebiyle üzülmüş ve ayetler daha inerken Kur'ân'da şöyle buyurulmuştur: "Muhakkak ki Allah nurunu tamamlayacaktır." (Saff, 8) Delil isteyenlerden ricam şudur: geriye dönün ve her maddenin sadece başlığına -ilk cümlesine- hızlıca tekrar göz atın. Resme bütüncül bakın. Bir insanın Peygamberliğine daha nasıl bir delil istiyoruz ki?
Yorumlar
Yorum Gönder